Adak adamak-islamda adak

Adak adamak-islamda adak
9 Mayıs 2014 tarihinde eklendi, 2.703 kez okundu.

Adak adamak, bir olayın gidişatını etkiler mi? Adak adamak günah mı? Adak hakkında bilgi

Arapça’da nezir (nezr) diye ifade edilen adak fıkıh dilinde, “bir kimsenin dinen yükümlü olmadığı ibadet cinsinden bir şeyi kendisi için vacip kılması”nı ifade eder. Diğer bir ifadeyle “kişinin farz veya vacip cinsinden bir ibadeti yapacağına dair Allah Teala’ya söz vererek o ibadeti kendisine borç kılması”dır (Mevsıli, el-İhtiyar, IV, 76).

Kur’an’da değişik yerlerde verilen sözde durulması, ahde ve akitlere bağlı kalınması (Maide, 5/1; İsra, 17/34), Allah’a verilen sözün tutulması (Nahl, 16/91) emredilir ve yapılan adakların yerine getirilmesi istenir. Ayrıca kişinin yaptığı adağa uygun davranması iyi kulların vasıfları arasında sayılır (İnsan, 76/7). Hadislerde de Hz. Peygamber (s.a.s.), Allah’a itaat kabilinden adakların yerine getirilmesini emretmiş, Allah’a isyan veya masiyet kabilinden olan konularda adakta bulunulmamasını, şayet yapılmışsa buna uyulmamasını istemiştir (Buhari, Eyman, 28, 31; Müslim, Nezir, 8; Ebu Davud, Eyman, 12). Dolayısı ile adağın yerine getirilmesi kitap, sünnet, icma ve akıl deliliyle sabittir (Kasani, Bedaiü’s-Sanai, V, 90).

Bazı alimler, hiçbir dünyevi menfaat ummadan sırf Allah’ın rızasını kazanmak, ona şükretmek için adak adamasında bir sakınca bulunmadığı görüşündedirler. Kişinin Allah’ın takdirinin değişmesine vesile olması dileğiyle, dünyevi amaçlarla belli şartlara bağlı olarak adakta bulunması ise doğru karşılanmamıştır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.)’in “Adak, (Allah’ın takdir buyurmuş olduğu) hiç bir kazayı geri çevirmez. Sadece cimrinin malını eksiltmiş olur.”; “Adak bir şeyi ne ileri alır ne de geri bırakır…” (Buhari, Eyman, 26; Müslim, Nezir, 2) hadisleriyle şarta bağlı adakta bulunmayı hoş karşılamadığı anlaşılmaktadır.

İmam Şafii ve Ahmed b. Hanbel başta olmak üzere bazı fakihler yukarıdaki hadislere dayanarak nasıl olursa olsun adak adamanın mekruh olduğu görüşündedirler (Nevevi, el-Mecmu, VIII, 450; İbn Kudame, Muğni, Beyrut 1405, XI, 332).

Bununla birlikte, Allah’a isyan ve masiyeti içermediği sürece, hangi grupta yer alırsa alsın, adakta bulunulduğunda yerine getirilmesi dinen vacip görülmüştür (Kasani, Bedaiü’s-sanai, V, 83).

adaknedir

 Adak yok mu?

Sual: (Allah’ın adağa ihtiyacı yoktur. Adak adamak yanlıştır) deniyor. Dinimizde adak yok mu?
CEVAP
Dinde adak vardır. (Allah’ın adağa ihtiyacı yok) dendiği gibi, (Allah’ın namaza, oruca da ihtiyacı yoktur) diyerek bu ibadetleri kaldırmak mı gerekir?

Bekara suresinin 270. âyet-i kerimesinde mealen, (Fakire verdiğiniz sadakaları ve yaptığınız adakları, Allahü teâlâ biliyor) ve Hac suresinin 29. âyetinde mealen, (Adaklarını yerine getirsinler) buyuruldu. İnsan suresinin 7. âyetinde, (Onlar adadıklarını yerine getirirler) buyurularak iyiler övülmektedir. Bu âyet-i kerimelerde, Allahü teâlâ, yaptığınızı bilirim diyor. Adak yapanları övüyor. Adağın fakirlere nafaka olduğunu bildiriyor. Adak hakkında hadis-i şerifler:
(Yaptığı adaktan dönen, dönüp kustuğunu yiyen köpeğe benzer.) [Müslim]

(Allahü teâlâ buyurur: “Benim için birbirini seven, benim için birbirini ziyaret eden, benim için birbirine yardım eden ve benim için adaklarına sadakat gösterenleri severim.) [Taberani]

(Davete giden, Ramazan, kaza ve adak orucu değilse, [nafileyse] orucunu bozsun!) [Taberani]

(Adak kurbanının eti yenmez.) [Buhari]

(Ahir zamana doğru öyle bir topluluk gelir ki, hıyanet ederler, kendilerine güvenilmez. İstenmeden, şahitlik ederler. Adakta bulunur, yerine getirmezler.) [Buhari]

Bu hadis-i şerifler adağın dinde olduğunu göstermektedir. Adağın ikinci bir faydası daha var. O da, adak sebebiyle cimriler mallarını hayra sarf ederler. İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Adak, Allah’ın takdirini değiştirmez; fakat adak bazen kadere uygun olur, bu da cimrinin esirgediği malını vermesine sebep olur.) [Müslim]

(Allahü teâlâ buyuruyor ki: “Adak, takdiri değiştiremez; fakat daha önce böyle bir hayır yapmazken, nezirle cimriden bir hayır çıkmış olur.) [Buhari]

(Adak takdiri değiştirmez) demek, adak lüzumsuz demek değildir. Namaz, oruç da takdiri değiştirmez. İnsan takdirde olanı işler. (Falanca kişi adak adayacak ve o işi olacak) diye takdir edilmişse, o iş elbette olur.

Şarta bağlı olarak Evliyaya adak yapmak da, kendini günahı çok, dua etmeye yüzü yok bilerek, mübarek birini vesile edip, Allahü teâlâya yalvarmak demektir. Mesela, (Hastam iyi olursa sevabı Seyyidet Nefise hazretlerine olmak üzere, Allah için bir koyun kesmek nezrim olsun) deyince, bu dileğin kabul olduğu çok görülmüştür. Burada, Allah için koyun kesip, sevabı evliyaya bağışlanmakta, onun şefaatiyle Allahü teâlâ, hastaya şifa vermekte, kazayı, belayı gidermektedir.

Adak düşmanlığı

Sual: Diğer mezhepsizler gibi, dinin emirlerini sorgulamayı âdet hâline getiren bir yazar, dünya menfaatine dayalı bir şey için, (Şu işim olursa, hastam iyileşirse üç gün oruç tutacağım diye adakta bulunmak makbul değildir. Böyle bir adak kaderi de değiştirmez) diyor. Sanki kaderi değiştiren bir ibadet olduğu anlatılmak istenmiyor mu?
CEVAP
(Böyle bir adak kaderi değiştirmez) demek, başka türlü adağın veya başka işlerin kaderi değiştirdiğini söylemek olur ki, çok yanlıştır. Kaza-i muallak olanlar hariç kader değişmez, kimse de değiştiremez. İki âyet-i kerime meali şöyledir:
(Benim sözümde değişiklik olmaz. Kullara zulmedici değilim.) [Kaf 29]

(Her ümmetin bir eceli vardır, gelince ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gider.) [Araf 34] (Bu iki âyette bildirilen hüküm kaza-i mübremdir, asla değişmez. Kaza-i mübrem, kesin olan, hiç değişmeyecek olan hükümdür.)

Eğer başımıza gelen iş, kaza-i muallak ise, kabul olan dua ile önleme imkânı vardır. Bir işin kaza-i muallak mı, kaza-i mübrem mi olduğunu bilemediğimiz için tedbir almakta ihmal etmememiz gerekir. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Kaza, yani Allahü teâlânın yaratacağı şeyler, iki kısımdır: Kaza-i muallak, Kaza-i mübrem. Birincisi, şarta bağlı olarak, yaratılacak şeyler demektir ki, bunların yaratılma şekli değişebilir veya hiç yaratılmaz. İkincisi, şartsız, muhakkak yaratılacak demek olup, hiçbir suretle değişmez, muhakkak yaratılır. Kaf sûresinin, (Sözümüz değiştirilmez) mealindeki 29. âyet-i kerimesi, kaza-i mübremi bildirmektedir. (1/217)

Adak, kaza-i mübremi yani kaderi değiştirmek için değildir. Namaz kılmak, oruç tutmak ve zekât vermek gibi bütün ibadetler de böyledir. Hiçbiri kaderi değiştirmek için yapılmaz. Dinin emrine uyularak yapılır.
Alınan tedbirler takdiri değiştirmez. Fakat biz kaza kaderimizi, başımıza gelecekleri bilmediğimiz için, bizimki sadece tedbir almaktır. Tedbir almak, sebeplere yapışmak ise dinimizin emridir. (Redd-ül-muhtar, Dürer, Kuduri, Mebsut)

(Şu işim olursa, hastam iyileşirse…) diye adakta bulunmanın hiçbir mahzuru yoktur.
Şarta bağlı olarak evliya zatlara adak yapmak da, kendini, günahı çok, dua etmeğe yüzü yok bilerek, mübarek birini vesile edip, Allahü teâlâya yalvarmak demektir. Mesela (Hastam iyi olursa veya şu işim hâsıl olursa, sevabı Seyyidet Nefise hazretlerine olmak üzere, Allah için, üç Yasin okumak veya bir koyun kesmek nezrim olsun) deyince, bu dileğin kabul olduğu çok tecrübe edilmiştir. Burada, Allahü teâlâ için Kur’an-ı kerim okunup veya koyun kesip, sevabı Seyyidet Nefise hazretlerine bağışlanmakta, onun şefaatiyle, Allahü teâlâ, hastaya şifa vermekte, kazayı, belayı gidermektedir. (S. Ebediyye)

adak eti

Seyyid Ahmet Tahtavi hazretleri buyuruyor ki:
Adak yapmanın caiz olduğu âyet ve hadislerle sabittir. Şarta bağlı olan nezir, şart hâsıl olmadan önce yapılmaz. Mesela, hastam iyi olursa, Allah için şu kadar sadaka vermek ve sevabını Seyyid Ahmed Bedevi hazretlerine bağışlamak nezrim olsun deyip, hasta iyi olmadan önce nezrini yapması caiz olmaz. Hasta iyi olduktan sonra yapması lazım olur. Şarta muallak olan nezir, şart edilen şeye karşılık olarak yapılmamalı, şükür secdesi gibi, Allahü teâlâya şükür olarak yapılmalıdır. (İmdad haşiyesi)

Ya Rabbi, eğer hastama şifa verirsen Seyyidet Nefise hazretlerinin veya İmam-ı Şafii hazretlerinin türbeleri kapısında bulunan fakirleri doyurmak nezrim olsun denirse sahih olur. (Nimet-i İslâm)

Ey Allah’ım, hastama şifâ verirsen, falanca yerdeki fakirlere ikramda bulunacağım derse yani nezir Allah için, nezredilen şeyin faydası da fakirler için olursa ve nezredilen şey hak sahibi olan fakirlere verilirse bu şekilde yapılan adak caiz olur. (Hindiye)

Hastalıktan kurtulursam, Allahü teâlânın rızası için bir koyun kesmek nezrim olsun denince, nezir sahih olup, kesmesi lazım olur. (Dürer ve Gurer)

Görüldüğü gibi dünya menfaati için yapılan adakların sahih olduğu bütün kitaplarda yazılıdır. Aksini bildiren muteber hiçbir kitap yoktur.

Kaynak 1
Kaynak 2

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.

Sayfa başına git